UFC Undisputed İncelememize başlamadan önce hemen bir şeyi hatırlatalım, THQ bu oyun için şu ana kadar çıkardığımız en güzel UFC oyunu diyordu. Bakalım gerçekten UFC Undisputed 3, THQ’nun iddia ettiği kadar kaliteli bir yapım mı? Ve incelememiz başlıyor…
UFC Undisputed 3’ü ilk taktığınız ve oyuna başladığınızda karşınıza, bu tarz dövüş oyunları için ne sade ne de gösterişli diyebileceğimiz tam da ikisinin arasında bir yerde kalan bir menü çıkıyor. Bu kısımdan, ister direk iki kişilik dövüş maçlarını seçebilir, ister gösteri maçlarına çıkabilir isterseniz de kariyer modunuzu açabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, dakikalar sonra sizi nelerin beklediğini ringe çıkmadan asla bilemezsiniz.
Modumuzu seçip oyuna girdiğimiz zaman ilk olarak insanı adeta amiyane bir tabirle gaza getiren müzikler karşılıyor. Hele bir de TV’nizin sesi biraz açıksa o zaman kendinizi o ringe çıkacak bir dövüşçü gibi hissetmemeniz için hiçbir neden yok. İnsan bir iki dakikalığına da olsa bekleyip o anın tadını çıkarmak istiyor ancak bunu çok uzatmayın, ringde yerleri öptüğünüz zaman o havanız tamamen boşa çıkabilir.
Eğer halen konsolunuzun kolunu elinizden bırakıp derhal sokaklarda kulağınızda çalan Rocky müziğiyle adam dövmeye çıkmadıysanız, tam şu sıralarda ringe çıkmış olmanız gerekir ki, o andan itibaren UFC Undisputed 3’ün geçtiğimiz yıl çıkan oyunundan kalite olarak ne kadar ileride olduğunu görebiliriz. Bir kere her şeyden önce, oyunun grafikleri geliştirilmiş ve özellikle boksörlerimizin vücut yapılarında bu iyice belirtilmiş. Artık o yere bastığı konusunda şüphelerimiz olan, acaba vurmuyor mu diye düşündürecek aparkatlar çıkaran dövüşçüler gitmiş, her biri ölüm makinası şeklinde boksörler gelmiş.
Dövüşlerimizin son derece gerçekçi olduğunu vurgulamakta fayda görüyorum. Etkileşim düzeyi de geliştirilmiş. Artık karşımızdaki boksör bir kum torbası görevi görmüyor. Onun vücudu da vurmamıza bir tepki gösterebiliyor. Örneğin kaşı patlıyor ya da gözü morarıyor ya da vücudunda kırmızılıklar çıkıyor. Belki de tam tersi, yani sizin dövüşçünüz yerleri öperken ringe kanları damlıyor.
Evet bazı sahneler öyle başarılı yapılmış ki, dövüşçümüze atılan bir yumruk sonrası damlayan kanı bile görebiliyoruz. Kimilerine göre spor olmayan bu dövüş sanatının etik taraflarını bir kenara bırakır ve işe oyun gözüyle bakarsak, bu gerçekten insanı içine alan bir yapım olmuş.
Ölene Kadar Devam!
Dövüşçülerimiz halen bir insana göre oldukça dayanıklılar ancak onlarında bir sınırı var. Bazen çok fazla yumruk ya da tekme yiyen bir boksöre, ani bir aparkat atarak onu yere yıkabiliyoruz. Hele ki o anı yavaş çekimde izlemenin tadı gerçekten bir başka oluyor. Bazen de köşeye sıkıştırdığımız ve artık pes etmesi an meselesi olan bir boksörün can havliyle çıkardığı bir yumruk bizi hazırlıksız yakalayabiliyor.
Ve tıpkı normal dövüşlerde olduğu gibi bozulan dengemiz sonucu kendimizi bir anda yerde bulabiliyoruz. Eğer hakem hemen maçı bitirirseee ne ala, yok eğer bitirmezse rakibimizin işi henüz bizimle bitmiyor. Bir anda kaplan gibi üzerimize atılan rakip dövüşçü bizi bayıltana kadar yumruklamaya devam ediyor. Eğer hakem gecikirse, bayıldıktan sonra bile vurmaya devam ettiği oluyor. Eeee demin onu sıkıştırmışken bu anın gelebileceğini de düşünmeliydik diyorum ve kariyer moduna geçiyorum.













